AĞRI KÜLTÜR VE TURİZM REHBERİ

Hazırlayan
Necdet AYHAN.................................Şube Müdürü

Güncelleştirme

E.Muhsin BULUT........................İl Kültür ve Turizm Müdürü

Çeviri

Zeynep TÜMÖZ........................İngilizce Öğretmeni
Selma ÇETİNTEPE............ .......İngilizce Öğretmeni
Gülhan İlhan ŞİRİN.......... ........İngilizce Öğretmeni

Fotoğraflar

İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü Arşivi ISBN 975-585-227-1

SUNUŞ

     Geçmişte günümüze çeşitli uygarlıklara beşiklik etmiş, güneşin ilk doğuşuna şahit olan güzel İlimiz Ağrı aynı zamanda uygarlıkların geçiş noktası olması ile de önemli bir konuma sahiptir.
     5137 metre yüksekliği ile gerek profesyonel dağcılara gerekse amatör dağcılara mekan olan Ağrı Dağı; İnanç turizminin merkezi olabilecek nitelikteki Nuh’un Gemisinin izi, Dünyanın ikinci büyük çukuru unvanı taşıyan Meteor çukuru, Ülkemizin en büyük rakımlı gölü Balık gölü ve Türklerin Anadolu’daki en büyük mührü sayılan İshak Paşa Sarayı ile ülke turizmine büyük katkı sağlayan bir ilimizdir.
     Büyük bir tarihi mirasa sahip olan Ağrı ilimiz bunca potansiyele rağmen, turizm boyutuyla hak ettiği ilgiyi alamamıştır. Bunun için bizler bu tarihi mirası ve bu doğal güzelliklerin merkezi olan şirin İlimizi bir dizi çalışma ile tanıtma gayretine girdik. Elimizdeki bu rehber böylesi bir çalışmanın ürünü olarak günceleştirildi.Yaptığımız çalışma İlimizin sahip olduğu tarihi ve doğal güzelliklerinin bir kısmının yazıya döktürülerek fotoğraflanmasıdır.
     Türkiye’nin doğusunda bu doğal güzelliklerin yanı sıra, tarihi mirasımızı görmeye davet ediyorum. Tırmanışında keyif alacağınız Dağımız, izlediğinizde sizi kendisine hayran bıraktıracak muhteşem Sarayımız, 2250 rakımda dudak uçuklatacak güzellikteki gölümüz, sizleri ta ötelere götürecek Nuh’un Gemisinin izi ve daha nice güzellikler sizi bekliyor.
      Sevgi ve Saygılarımla.

Yusuf YAVAŞCAN
Ağrı Valisi

ÖNSÖZ


     Kaidesi itibarıyla dünyanın en görkemli dağı olan Ağrı Dağı’nın başlı başına bir turizm potansiyelinin varlığını ancak, Ağrı Dağı’ndan Doğubeyazıt’a ve coğrafyaya demli bir çay kıvamında baktığımızda görürüz. Bu bakış daha farklı kılmaktadır yaşamı. 4200 metre yükseklikte Güneşin doğuşuna ve batışına şahit olmak, 5137 metre yükseklikte Ağrı Dağı’nın zirvesinde bulutlarla arkadaş olmak ayrıcalıklı kılıyor insanı. İşte böylesi ayrıcalıklı bir mekanı ve o mekana sahiplik eden İli tanıtan bir rehberi güncelleştirmek bir görevdi, bunu yaptık.
     Ağrı sadece Ağrı dağı ile özdeşleşmemeli. İshak Paşa Sarayı, Nuh’un Gemisinin izi, Balık Gölü, Termal merkezi olacak nitelikteki potansiyeli ve alternatif etkinlikleri ile sizde iz bırakacak bir turizm potansiyeline sahiptir.Doğal güzelliğinin yanı sıra çeşitli uygarlıklara beşiklik etmiş, tarihi ipek yolunun geçiş güzergahı olmuş İlimiz, gelecek yılarda turizmde hak ettiği payı alacağından şüphemiz yoktur.
      Rehberin hazırlanmasında emeği geçen herkese teşekkür eder, saygılarımı sunarım.

E.Muhsin BULUT
İl Kültür ve Turizm Müdürü

- İLİN KISA TARİHÇESİ -

Orta Asya’dan gelen kavimlerin Anadolu’ya girişleri sırasında Ağrı, bir geçiş oluşturmuş, dolayısıyla bir çok medeniyete sahne olmuştur. Ancak bu medeniyetler Ağrı’yı bir giriş kapısı olarak gördüklerinden burada çok köklü bir uygarlık oluşturamamışlardır. Bölgede egemenlik kurdukları sanılan Hititler’in güçlerini yitirmeleri üzerine, M.Ö.1340-M.Ö.1200 tarihleri arasında Hurriler bölgeye yerleşmişlerdir. Hurriler krallık merkezi olan Urfa’dan uzak olan Ağrı’yı ellerinde tutamamışlardır.
      En köklü uygarlığı Urartular oluşturmuştur. Urartu’nun Van Gölü’nün kuzey ve kuzeydoğusundaki ülkeler üzerine, Kral İspuini (M.Ö.825-M.Ö.810) döneminde seferler başlamış, Kral Menua(M.Ö.810-M.Ö.786) döneminde bu akınlar daha da ağırlık kazanmıştır. Kuzeye ve kuzeydoğuya giden yollar üzerinde inşa edilen kaleler, buraya yapılan seferlerin önceden planlandığını göstermektedir.
      Ağrı Dağı’nın yamaçlarında, Karakoyunlu ve Taşburun köylerinin arasında ele geçen bir Urartu yazıtı Kral Menua’nın bu bölgedeki egemenliğinin kesin kanıtıdır. M.Ö.712 yıllarında Kızılırmak boylarına kadar uzanan Kimmerler, Ağrı’da geçici de olsa bir hakimiyet kurmuşlardır. Medler ( M.Ö.708-M.Ö.555 ) Asur Devleti’nin yıkılması ile birlikte bir yayılma ürecine girmiş, bunun sonucu olarakta Ağrı ve çevresini topraklarına katmışlardır. Medler’in yıkılması ile birlikte Persler; Büyük İskender’in Pers Kralı III.Darius’u ( M.Ö.331 ) yenerek Anadolu’yu ele geçirdiği zamana kadar yaklaşık iki yüzyıl kadar bölgede yaşamışlardır. Büyük İskender’in ölümü üzerine oluşan boşluktan faydalanan Ermeniler bölgeyi ele geçirmişlerdir.
      Doğu Anadolu’ya gelip yerleşen ilk Türk topluluğu M.Ö.680 yılında bölgeye gelen Sakalardır. Murat Nehri ve Doğubeyazıt çevrelerine kısa sürede yerleşmişlerdir. Daha sonraları Arsaklılar ve Artaksıyaslı Krallığı, Ağrı ve çevresine hakim olmuştur. Bölge, Hz.Osman zamanında islam orduları tarafından fethedilmiştir. 872 yılına değin Abbasilerin kontrolü altında kalan Ağrı, daha sonra Bizans’ın kontrolüne geçmiştir.
      1071 Malazgirt Savaşı sonrası bölgeye Türk boyları gelmeye başlamıştır. Ağrı, yüzyıla yakın bir süre Sökmenli Devleti’nin sınırları içine girmiştir. 1027-1225 yılları arasında Ani Atabekleri, 1239’da Cengizliler, 1256-1358 yılları arasında İlhanlılar ve Celayirliler Ağrı’da hüküm sürmüşlerdir. İlhanlılar bazen kurultaylarını Ağrı Dağı’nda yapmış, Anadolu ve İran’ı buradan yönetmişlerdir. 1393’de Moğol hakanı Aksak Timur, Ağrı bölgesini ele geçirmiştir.
      1405-1468 tarihleri arasında Ağrı, Karakoyunlu toprakları içinde yer almış, Karakoyunlular yıkılınca Ağrı Akkoyunlular’ın egemenliğine geçmiştir. Ağrı, Yavuz Sultan Selim tarafından Çaldıran Savaşı sonrası Osmanlı topraklarına katılmıştır.
      Osmanlı döneminde Şorbulak olarak anılan ilin adı, Ermeniler zamanında Karakilise olarak değiştirilmiştir. Kazım Karabekir Paşa zamanında Karakilise ismi değiştirilerek Karaköse diye adlandırılmıştır. Nuh Tufanı ile ilgisinden dolayı Tevrat’ta adı geçen Ararat Dağı ve ülkesinin, Ağrı ve çevresinin olduğu sanılması dolayısıyla Ağrı’ya batılılar tarafından Ararat da denilmektedir. 1834 yılında bucak, 1869 yılında ilçe olan Ağrı, 1927 yılında il merkezi olmuştur. 5165m. yüksekliğiyle Türkiye’nin en büyük dağı olan Ağrı Dağı’ndan dolayı da AĞRI adını almıştır.

- İLİN COĞRAFİ KONUMU -
    39.05 ve 40.07 kuzey enlemleri ile, 42.20 ve 44.30 doğu boylamları arasında yer alan il, deniz seviyesinden 1640 m yükseklikte kurulmuştur. Anadolu’nun İran’la bağlantısını sağlayan yolun üzerinde bulunması ile önemi artan ilin doğusunda İran, batısında Muş ve Erzurum, kuzeyinde Kars, güneyinde Van ve Bitlis ile kuzeydoğusunda Iğdır ili bulunmaktadır. Doğu Anadolu Bölgesi’nin Yukarı Murat-Van bölümü içinde kalan yüksek Anadolu yaylasının devamı üzerinde yer almaktadır. Yüzölçümü 11376 kilometre karedir. Topraklarının %46’sını dağlık alanlar, %29’unu ovalar, %18’ini platolar ve %7’sini yaylalar oluşturmaktadır.
                                                                           

DAĞLAR:

      Ağrı ilinde dağlar, ilin adıyla özdeşleşecek kadar önemli bir yer tutar. Bunların başında Büyük ve Küçük Ağrı Dağı gelir. Bunlardan başka yükseklikleri 3000m’yi aşan birçok doruğa rastlanır. Türkiye’nin en büyük dağı olan Ağrı Dağı, Doğubeyazıt ilçesine 15km uzaklıkta olup, il topraklarının %11’ini kaplayan bir alana oturur. Denizden yüksekliği 5137 m’yi bulmaktadır. Doruk tepesi tamamen buzla kaplıdır kuzey yönünde bulunan Ahora buzulunun “V tipi” çatlak halinde yer yer 100 metre kadar derinliğe inebilmektedir. Güney yönünde bulunan Öküz Deresi içinde vadi buzulu 4200 metreye kadar inmektedir.Dağcılar için asıl buzul başlangıcı, dağın klasik rotası olan 4995 metrede başlayıp zirveye kadar gitmektedir. Zirvede yer yer buzul çatlakları bulunmaktadır. Doruktan başlayarak başlayarak 1000m’lik bir bölüm sürekli karla kaplıdır ve burada Türkiye’nin en büyük buzulu bulunmaktadır. Zirvesinde bulutsuz zamanın az olduğu dağ, merkezi bir lav püskürmesi sonucu oluşmuştur. Tepesi dışa doğru kabarık bir koniyi andıran dağın en önemli özelliği küçük tepeler meydana getirmeden, dikine olarak, birdenbire yükselmesidir.
      Büyük ve Küçük Ağrı Dağı dorukları arasında tabanı 2700m’ye inen Serdarbulak beli bulunur. Ağrı Dağı daha batıdaki Hama Dağı’ndan Çengelli gediği ile ayrılır. Ağrı Dağı’nın zirvesine ilk defa 1829 yılında, Prof. Frederic Parat başkanlığındaki heyet çıkmıştır.
      Nuh Tufanı ile ilgili olarak, Nuh’un Gemisi’nin burada bulunduğu yolundaki varsayım nedeniylede Ağrı Dağı önemli bir yer teşkil etmektedir.
      İlde; Ağrı-Van arasında yükselen, 3343m yüksekliğe sahip Tendürek Dağı, Van Gölü’nün kuzeybatısında sönmüş bir volkanik dağ olan ve 4058m yükseklikteki Süphan Dağı ile Hama Dağı, Aşağı Dağ ( 3270 ), Karadağ ( 3243 ), Aladağ ( 3250 ), Mirgemir Dağı, Çemçi Dağları, Mergezer Dağları, Tahir Dağları, Çift Öküz ( Solhan ) Dağları ile Mızrak Dağları bulunur.

OVALAR:

     Bölgenin volkanik bir arazi olması sebebiyle, ovalar çöküntü neticesinde meydana gelmiştir. Ovalar daha çok tahıl ekimi yapılan ve mera olarak kullanılan klasik ova tanımının ötesinde, genel anlamıyla, düzlüklerdir
     Ağrı-Eleşkirt Ovası:
     İlin en büyük ovasıdır. Tabanı derin olmayan yarıklarla kaplı düzlüklerden oluşan bu ovadan Murat Irmağı’nın bazı yan kolları geçer. Toprağının verimliliği ve ulaşımın rahatlığı nedeniyle nüfusun kalabalık olduğu bir yerdir .      Doğubeyazıt Ovası:
     Rakımı en yüksek olan ovanın, dört bir tarafı dağlarla çevrili olup, 280 metrekarelik bir alanı kapsamaktadır. Az karın yağdığı ovada yazlar kurak geçer. Ovanın toprağı verimli olmadığından tarıma elverişli değildir.
     Tutak Ovası:
      Murat Nehri’nin ikiye böldüğü ovanın, batı tarafında kalan kısmına Antep Ovası, doğusunda kalan tarafa ise Göl Ovası denilmektedir.
Göl Ovası, Antep Ovası’na göre daha çok düzlüklerden oluşmaktadır. Su oldukça azdır.
      Patnos Ovası:
      Etrafını çevreleyen dağlardan aşağılara doğru akarsular inmektedir. Bu akarsular daha sonra Murat Nehri’ne karışmaktadır. Patnos Barajı ve Şekerova Barajı’nın suladığı ova tarıma elverişli olup bir çok tarım ürünü yetiştirilmektedir.

YAYLALAR:

      Topraklarının %7’sini kaplayan yaylalar, özellikle hayvancılık açısından büyük önem taşırlar. Bunlar geniş otlaklarla kaplı düzlüklerdir.
      Aladağ Yaylaları:
      Doğu Anadolu’nun en engebeli, en yüksek ve en geniş ovalarından biri olan Aladağ Yaylaları, ilin güneyinde bulunmaktadır. Hamur Vadisi’nden Tendürek Dağı’na kadar olan büyük bir alanı kapsamaktadır. Hayvancılık açısından oldukça önemli bir yer teşkil etmektedir.
     Sinek Yaylası:
     İlin Aladağ Yaylasından sonra ikinci büyüklüğe sahip yaylası olan Sinek Yaylası, Ahtalar Gediği ile Balık Gölü arasında kalan alanı kapsamaktadır. İlde bunların dışında; Mirgemir- Çakmak ( Kılıç ) Yaylaları, Davul Yaylası, Kraktin Yaylası, Pani Yaylası ve Katavin Yaylası bulunmaktadır.

BİTKİ ÖRTÜSÜ:

     Volkanik bir arazi oluşu, yağışların az, ısının çok düşük olması sebebiyle dağlar ve ovalar çıplaktır. Arazinin %80’i ekime elverişli değildir. Tabii bitki örtüsü, genellikle yüksek plato stepleri görünümündeki bozkırlardır. Bozkırlar özellikle, Ağrı merkez, Eleşkirt ilçesi ve Yukarı Murat Irmağı civarında yoğunluk kazanır.Eskiden Ağrı Dağı’nın yamaçları zengin ormanlarla kaplı iken, tahripler neticesinde bugün bitki örtüsü step görünümünü almıştır. İklim koşullarından dolayı bir çok ot türü yetişmektedir.

AKARSULAR:

     Ağrı ilinde irili ufaklı birçok akarsu vardır. En önemlileri, Keban Baraj Gölü’ne dökülen Murat Irmağı’nın yukarı çığrını oluşturan derelerdir. İlin en büyük akarsuyu Fırat Nehri’nin ana kollarından biri olan Murat Irmağı’dır.      Muratbaşı yöresinden doğan ırmak, Ağrı-Eleşkirt Ovası’ndan geçerek çeşitli kollara ayrılır.Eleşkirt Ovası’nda aldığı Şeryan Çayı en önemli koludur. Daha sonra güneye yönelerek, Hamur Boğazı’ndan geçer ve Muş Ovası’na kadar iner. Irmağa katılan diğer kollar Şiryan ( Şeriyan ) Deresi dışında, Eleşkirt Deresi, Kopuzdere, Taşlıçay, Körsu, Gelutan Deresi, Ahmetbey Deresi, Küpkıran Çayı ve Mandalık Çayı’dır. İlde bulunan diğer akarsular ise; Eleşkirt Çayı, Murat Suyu, Sarısu ve Balık Çayı’dır.

GÖLLER:

     İl sınırları içinde en önemli göl Balık Gölü’dür. Türkiye’nin en yüksek göllerinden biri olan bu gölde alabalık avlanır. Çevresiyle birlikte oluşturduğu manzara görülmeye değerdir. Ayrıca Büyük ve Küçük Ağrı dağlarının eteklerinde Gölyüzü ve Saz Gölü adlı iki göl daha vardır. Bunların dışında Şeyh ve Danikel gölleri bulunur, ancak bunlar yaz aylarında bir bataklık görünümündedirler.

İKLİM:

     Ağrı, iklim bakımından Türkiye’nin en karasal ve sert iklimli bölümüne girer. Kışlar çok sert geçer. Türkiye’de en soğuk gün Ağrı’da 13 Ocak 1940’da –43 C olarak tespit edilmiştir. Yazları sıcaktır. İlkbahar ve sonbahar kısa sürer. Az yağmur, daha çok kar yağar. Senenin 115-125 günü karla kaplıdır. Yıllık ortalama yağış miktarı 528,5mm’dir. En yağışlı ay 66,8mm ile nisan ve en kurak ay da 12,3mm ile ağustostur. Ağrı’nın yıllık ortalama sıcaklığı 6,1 C, en soğuk ayın ortalaması –10C, en sıcak ay ortalaması 21C dir. Ağrı’da özellikle soğuk dönemlerde sisli günler sayısı da artmaktadır. Buna büyük ölçüde radrasyon sisleri etkili olmaktadır. Ortalama sisli gün sayısı yılda 30 gündür.

AĞRIDA GEÇİTLER

      Tahir Geçidi:
      Eleşkirt ile Horasan arasındadır.
      İpek Geçidi: Doğubeyazıt ile Diyadin arasındadır.
      Ahtalar Geçidi: Kağızman-Kars ile Ağrı arasındadır.
      Çat Geçidi: Ağrı ile Erzurum arasındadır.
      Çilli Geçidi: Iğdır ile Doğubeyazıt arasındadır.
      Kılıç Gediği Geçidi: Eleşkirt Ovasını’nın batısındadır.
      Ağrı Geçidi: Ağrı-Van arasında, Aladağ’ın güneyindedir.

TARİHİ VE KÜLTÜREL ESERLER

     DOĞU BEYAZIT KALESİ:
     Doğubeyazıt’ın 5km doğusunda, Eski Beyazıt’ın kuzeydoğusundaki Belle-burç denilen yerde bulunmaktadır. Bugün için harap bir vaziyet arz etmektedir. Yapanı ve yaptıranı bilinmeyen kalede, Urartu mezarları ve antik çağlara ait kalıntılar bulunmaktadır. Kale plan olarak üç bölümden meydana gelmiştir. Orta bölümde tapınak ve mağaralar mevcuttur. Kalenin etrafını çeviren surlar tamamen kaybolmuştur. Kalenin Urartular tarafından yapıldığı sanılmaktadır.
      BEYAZIT ESKİ CAMİ:
      Doğubeyazıt’ın doğusunda, Kalenin güney eteğinde bulunmaktadır. Cami, muhtemelen Yavuz Sultan Selim tarafından yaptırılmıştır. Caminin taç kapısı üzerindeki onarım kitabesinden H.1096 (M.1687) ‘da onarım gördüğü anlaşılmaktadır. Kare planlı, tek kubbeli cami plan tipindedir. Harim mekanı 11.50m çapında bir kubbe ile örtülüdür. Beş gözlü son cemaat yeri yıkılmıştır. Üzerinde herhangi bir süslemesi bulunmayan cami, değişik renklerdeki taşların karışık bir biçimde kullanılmasıyla yapılmıştır.
      DİYADİN KALESİ:
      Diyadin ilçe merkezinin güneyinde, Murat Irmağı’nın kıyısındaki kayalıklar üzerinde kurulmuştur. Yapanı ve yaptıranı belli değildir. Evliya Çelebi, Uzun Hasan oğlu Ziyaeddin tarafından yaptırıldığını belirtmektedir. Kale, yapılış tarzı ve kullanılan malzeme bakımından Urartu kalelerine benzemektedir. Birçok dönemde tamir ettirilen kale, bugün harap bir vaziyettedir.
      AVNİK KALESİ:
      Koçbaşı Kalesi olarakta bilinen yapı Diyadin ilçe merkezine 29 km mesafede, Yankaya (Ali Hido) mezrasında, Aladağ’ın yüksek bir yerindedir. Taşlarının sökülüp, ev yapımında kullanılmasından dolayı, bıgün ancak temelleri günümüze gelebilmiştir.
      KUJE KALESİ:
      Avnik Kalesi’ne yakın bir yerde bulunan küçük çapta bir kaledir. Günümüze ancak kalıntıları ulaşabilmiştir.

     MEYA (GÜNBULDU) MAĞARALARI:
      Diyadin ilçe merkezine 12 km uzaklıktaki Günbuldu köyündedir. Antik bir kent görünümündeki yerleşim yerinde mağaralar ve tarihi kalıntılar köyün 400 m uzağında bulunmaktadır. Kayalara oyularak yapılmış, barınma yerleri, tapınak, ibadethane, oda ve mağaralar oldukça ilgi çekicidir. Barınak ve ibadethanelerde değişik inançların izleri görülmektedir.Oldukça tahrip edilmiş kentten, günümüze mihrap, haçlı taşlar ve mezarlar kalmıştır.Buradan çıkarılan iki koç heykeli, şu anda il merkezinde bulunmaktadır.
      İSHAKPAŞA SARAYI:
      Dogubeyazıt’ın 8 km güneydoğusunda, Eski Doğubeyazıt'ın kayalıkları üzerindedir. Sarayın harem girişi üzerinde bulunan kitabesinde;
      “Bin yüz ile doksan dokuz oldu buna tarih,
      İshaka meram üzere kem kıl dü cihanı” yazılıdır.
      Buradan yapının H.1199 (M.1784) tarihinde yaptırıldığı anlaşılmaktadır.
      Kitabede adı geçen İshak ise, II.İshak Paşa’dır. Yapı yaklaşık yüz yıllık bir dönem içerisinde tamamlanmıştır. Dolayısıyla 1634-1680 yılları arasında Beyazıt Sancakbeyliği’ni yapan Çolak Abdi Paşa döneminde yapının imarına başlanılmış ve 1784 yılında II.İshak Paşa döneminde yapı tamamlanmıştır.
      İki avlu ve bu avlularda yapılmış bölümlerden oluşan sarayda, binalar “U” şeklinde düzenlenmiştir. Birinci avluya girişi sağlayan taç kapı, dışa doğru çıkıntılıdır. Her iki yönden yuvarlak altışar sütunla takviye edilmiştir. Yüzey yuvarlak kemerli, mukarnas kavsaralı bir niş içine alınmıştır. Asıl giriş kapısı basık kemerli olarak düzenlenmiştir.      Taç kapı; kabartma bitki motifleri, stilize ağaçlar, mukarnası andıran bezemeler ve kemerlerle süslenmiştir. Birinci avluda; nöbetçi odası, çeşme, muhafız koğuşları, zindan ile at koşum ve araba yerleri bulunur. Orta avlu, dört tarafı çeşitli binalar ile çevrilmiş olup, dikdörtgen planlıdır. Bu kısımda, hizmetli odaları, selamlık, cami ve türbe yer alır.
      Dikdörtgen planlı caminin, harem kısmı kare planlı olup üzeri yüksek kasnaklı tromplu bir kubbe ile örtülüdür. Önünde üzeri teras şeklinde düzenlenmiş kapalı bir son cemaat yeri bulunur. Cami iç mekanında, ampir üslubu hatırlatan süslemelere sahiptir. Caminin güneyinde yer alan Çolak Abdi Paşa Türbesi, Selçuklu tarzına uygun olarak, iki kat halinde yapılmıştır. Orta avludan bir kapıyla, dikdörtgen planlı harem dairelerine geçilir.Bu bölümde ayrıca hamam, kiler, aşhane ve tuvalet gibi kısımlar bulunmaktadır. Sonuç olarak, İshak Paşa Sarayı farklı üslup ve bezeme şekilleriyle inşa edilmiş olup, ortaçağ şatolarını anımsatan gösterişli bir eser olarak karşımıza çıkmaktadır.
      Anzavur Tepe:
      Patnos ilçe merkezinin 2km kuzeybatısında yer almaktadır. Patnos Kalesi olarak da bilinir. Urartular’dan kalma antik bir kenttir. Saray, tapınak ve bina kalıntılarının olduğu tespit edilmiştir. Kale Kral Menua ve I.Argişti, tapınak ise İspuını zamanında yapılmıştır. Oldukça harap olan kentten günümüze. Ancak tapınak,kale ve bazı binaların kalıntıları ulaşmıştır.
      Girik Tepe:
      Patnos’un 1km güneydoğusundadır. Değirmentepe olarak da bilinir. Urartular’a ait bu antik kent, Kral Menua ve oğlu I.Argişti dönemlerinde kurulmuştur. 1960-1963 yılları arasında yapılan kazılar neticesinde, yanmış bir iç avlu, taht odası, salonlar, kiler ve mutfak ortaya çıkarılmıştır. Ayrıca buradan çok sayıda yüzük, küpe, bilezik, kemer, mühür, altın ve tunçtan yapılmış süs eşyaları elde edilmiştir.
      TOKLUCA KALESİ:
      Diyadin ilçe merkezine 19 km uzaklıktaki Tokluca köyünde bulunmaktadır. Yapıda yer altına inen merdivenler mevcuttur. Ancak bu merdivenli yolun nereye ulaştığı bilinmemektedir.
      ÜÇKİLİSE:
      Taşlıçay’ın 18 km doğusunda yer alan bugünkü Taşteker köyüdür.Birçok kaynakta adına rastladığımız Üçkilisenin kutsallığı M.Ö.’ye dayanır. Arsaklı Türkleri burada Bagavan adında bir Güneş Tapınağı yapmışlardır. Sonradan Ermeniler tarafından bir manastır inşa edilmiştir. Ancak bahsedilen ve diğer tarihi değerler yok edilmiştir. Ermenilerin yaptırdığı manastır, 1950 yılında sökülmüş, taşları Ağrı Merkez Camii’nin yapımında kullanılmıştır. Nuh Peygamber’in mezarının burada olduğuna ilişkin bir inanışta vardır.
      KIZIL ZİYARET KALESİ:
      Balıklı Göl yakınlarındaki aynı adı taşıyan köyde bulunmaktadır. Hangi dönemde yaptırıldığı bilinmeyen yapının yapanı ve yaptıranı bilinmemektedir. 1918 yılında yöre terk edilip barınak ve kale surları tahrip edildiğinden dolayı, kale harap bir görünüm arz etmektedir.
      KÜPKIRAN (HAREBEGÖL) KALESİ:
      Merkez ilçenin 20 km uzağında yer alan Yukarı Küpkıran ile Güneysu köyü arasında bulunmaktadır. Kale Harabegöl Kalesi olarak ta bilinir. Kalenin kimin tarafından, hangi tarihte yaptırıldığı bilinmemektedir.
      PAZI KALESİ:
      Küpkıran köyü ile Kalender köyü arasındaki kaledir. Pazı Kalesi, Eyüp Paşa Kalesi adı ile de anılmaktadır. Ağrı Ovası’na hakim bir tepe üzerinde kurulan kale, küçük boyutlu olup basit bir yapıya sahiptir. Kale oldukça tahrip olmuş, tanınmayacak bir hale gelmiştir.
      TOPRAKKALE:
      Eleşkirt’e 14 km mesafedeki antik kenttir. Toprakkale’nin yapım tarihi bilinmemekle birlikte, Urartular döneminde yapıldığı sanılmaktadır. Urartuların burada bir kale yaptırdıkları ve küçük Arsaklılar’ın burayı yeniden imar ettikleri bilinmektedir.Tapınak ve yerleşim yerleri tamamen harap bir hale getirilmiş, kale burçları ve bazı duvar kalıntıları günümüze gelebilmiştir.
      TOPRAKKALE CAMİİ:
      Cami ile aynı adı taşıyan köyde, bulunmaktadır. Cami üzerinde yer alan kitabeden, 1684 yılında Mirza bin Abdi Paşa tarafından yaptırıldığı anlaşılmaktadır. Cami, kare planlı, tek kubbeli bir plan arz etmektedir. 12,50x12,50m ölçülerindeki cami, 8.20m çapındaki tromp geçişli bir kubbe ile örtülmüştür. 14 ahşap direk üzerine oturtulan son cemaat yerinin bir kısmı sonradan yapılmıştır.Beden duvarlarında 6, kubbe kasnağında ise birer atlamalı olarak4 adet pencereye yer verilmiştir.Beden duvarlarının köşeleri, taç kapı ve pencere etrafları kesme taştan, diğer kısımlar ise moloz taşlarla yapılmıştır.
      HAMUR KÜMBETİ:
      Hamur kümbeti Hamur ilçe merkezinde yer almaktadır. Giriş kapısı üzerindeki kitabeden, sadece 1802 yılında yaptırıldığı anlaşılmaktadır. Plan bakımından Kırşehir’deki Aşık Paşa Türbesi’ne benzemekte olup, Selçuklu ve Osmanlı Kümbetlerinden farklı bir planlama gösterir.Yapı dikdörtgen planlı olup,içten aynalı tonoz,dıştan balık sırtı şeklindedir.
      Güney taraftaki orijinal olmayan tahta kapıdan giriş sağlanır. Doğu cephesinde 3, batıda ise 2 penceresi bulunmaktadır. Yapı, kesme taş malzeme ile yapılmış olup, cepheleri kuşatan dört sıra bazalt ile renkli bir görünüm kazanmıştır. Kümbet içerisinde İshak Paşa’nın torunlarından İbrahim Paşa’nın ve ailesinin mezarları bulunmaktadır. Mezar taşları , bitkisel motifler, sekiz kollu yıldız ve arapça yazılar ile süslenmesine karşın, bunlar tahrip edilmişlerdir.
      KARAGÖZ KİLİSESİ:
      Tutak’ın 26km batısındaki Dayapınarı (Noktulu) köyü yakınlarında bulunmaktadır. Kilise kayalara oyularak yer altına yapılmıştır. Kiliseye, merdivenlerle inilmektedir. Benzer bir kiliseye Hamur’un Beklemez köyünde de rastlanılmaktadır.
      HAVARAN KALESİ:
      Hamur ilçe merkezinden geçen derenin 100m yukarısında sarp bir kayalık üzerinde kurulmuştur. Kale Selçuklu Devleti’nin son zamanlarından kalmadır. Osmanlı-Rus savaşlarında ve daha sonraları kale tahrip edilmiştir.
     ŞOŞİK KALESİ:
     Hamur’un Karlıca (Şoşik) köyünde yapılmış kaledir. İlçe merkezine 34 km uzaklıktadır. Kalenin yapım tarihi bilinmemesine karşın, Akkoyunlular’dan kaldığı sanılmaktadır. Bugünkü haliyle kalede; iki oda ve hamam ayakta kalabilmiş diğer kısımlar tahrip edilmiştir. Kaleye ulaşan blok taşlardan yapılmış merdivenler bulunmaktadır. Kalenin alt tarafında, ayrı olarak yapılmış bir ibadethane vardır.
     KARLICA KIZ KALESİ:
     Karlıca köyünde, Şoşik Kalesi’nin 2 km doğusunda bulunmaktadır. Şoşik Kalesi beyinin, burayı kızı için yaptırdığı söylenmektedir.
     KAN KALESİ:
     Tutak’ın 15 km batısında yer alan Dönertaş (Kalekul) köyü yakınlarındadır. Kalenin yapım tarihi bilinmemektedir. Kale harap bir vaziyette olup, temel seviyesinde günümüze ulaşabilmiştir. Kalenin başka bir adı da Kale-i Hum’dur. ZENCİR KALE: Tutak yakınlarındaki Katavin Dağında bulunmaktadır. Yapım tarihi bilinmemektedir. Bugün yıkık durumda olan kale hakkında bir çok efsane ve söylenti vardır.

EFSANELER

     AĞRI DAĞI EFSANESİ
     Ağrı Dağı Efsanesi Yaşar Kemal’in 1970 yılında yazılan romanına ad olmuştur. Adı Efsane olmasına rağmen, kitapta anlatılanlar aslında efsane değil,tarihi izler taşıyan bir aşk hikayesidir.
     Yaşar Kemal Ağrı Dağı Efsanesinde Halk Edebiyatından geniş ölçüde yararlanmıştır. Hikayede at, kutsal meşe ağacı, demirci gibi destansı; sofi, kervan şeyhi, paşanın kızını vermek için Ahmet ‘in dağın doruğuna çıkıp ateş yakması gibi hikaye ve masal motifleri yer almaktadır.Hikayenin konusu kısaca şöyledir.
     18 inci yüzyılda Beyazıt bir sancak Merkezidir. Beyazıt Paşası Mahmut Han’dır. Mahmut Han’ın atı, şimdi İran sınırları içinde kalan ,Gürbulak Açık Pazar Yeri ve Meteor çukurunun karşısındaki Sorik köyünden Ahmet’in kapısına gelir .Töreye göre at onun olmalıdır. Mahmut Han,Ahmet’in atı vermemesine kızar ve onu hapsettiirir. Ahmet’te Paşanın kızı Gülbahara sevdalanır. Gülbahar’ı aynı zamanda zindancıbaşı Memo da sevmektedtir.Gülbahar Ahmet ile görüşmek için saçından bir tutam Memo’ya veerir.Memo Ahmet’le Gülbahar’ı görüştürdükten sonra canına kıyar .olaylar gelişir,araya çeeşitli engeller girer. sonunda Paşa, Ahmet’i bir şartla serbest bırakir: Ahmet Ağrı Dağına çıkıp başında ateş yakacaktır.Bu istek yerine getirilir. Ahmet,Gülbahar’ı alarak Ağrı’ya gider. Gülbahar’ın zindancıbaşı Memo’yu canı pahasına zindanı nasıl açtırdığından şüphelenir.Gülbahardan bunun nasıl olduğunu öğrenmek ister. Ahmet Ağrı dağının zirvesine yakın bir yerde oluşmuş Küp gölünün derinliklerinde boğularak kaybolur.
     TAŞKIN BABA 1V.Murad, İran Seferi dönüşünde ordusu ile birlikte Patnos yakınlarında konaklamıştır. Karşıda tüm heybetiyle duran Süphan dağı dikatini çekmektedir;ikide-bir gözleri bu dağa takılır. Merakını gidermek için,dağ hakkında çeşitli bilgiler alır. Çevresindekiler, Süphanın yabani hayvanlarla dolu olduğunu söylerler.Padişah, canının geyik yoğurdu istediğini bildirir. Kim suphan dağındaki geyiklerin sütünden yapılmış yoğurt getirirse her isteğinin karşılanacağı sözü verilir. Hemen araştırma yapılır. Bu işi çevrede tanınan Taşkın Baba’nın başarabileceği kanaatine varılır. Taşkın Baba emri alır almaz, Süphan Dağı’na çıkar; Geyiklerden süt sağıp yoğurt yapar. İstenen yoğurdu Sultan Murad’a vermek için yola koyulur.
     Sultan Murad yoğurt getirme işinin mümkün olmayacağını düşünerek,orduyu hareket ettirmiş, murat nehrinin batı yakasına geçmiştir .Seyyar köprüler sökülmüş yakınlarda başka köprü ve geçit kalmamıştır. Murat azgın ve coşkun... Fil dahi geçmeye çalışsa vurup devirecek. Ama Taşkın Baba verdiği sözü yerine getirmek ve Sultan’a ulaşmak arzusunda... Taşkın Baba sanki düz bir yolda yürüyormuş gibi murat nehrinin üzerine basarak karşıya geçmek ister. Bunu gören lV.Murat, heyecanlanıp;
-Gelme, gelme !.. Su coşkun, seni bir köpük gibi alır götürür, boğulur gidersin, diye bağırır.
- Taşkın Baba suyu yara yara hem yürür,hem karşılık verir:
- Hünkarım,meraklanma. Su coşkunsa, gelen de Taşkın’dır...
- Ve Taşkın Baba karşıya geçip yoğurdu Sultan Murad’a sunar. O kocaman azgın nehri, küçük bir dereyi geçer gibi çıkagelen bu adam karşısında, askerler ve Sultan dona kalmıştır. Sultan Murad çok memnun olur. Ona :
-Dile benden, dileğin nedir? Der.
     Taşkın Baba, şimdimi taşkın köyünün bulunduğu yerin kendisine verilmesini ister. İsteği yerine getirilir. Oraya yerleşir. Ölünceye kadar burada yaşar. Bu köye de “Taşkın” adı verilir.
     İKİ BACI
Ağrı Dağı’nın bulunduğu yer bir zamanlar ova imiş. Burada yaşayan bir köylünün iki kızı varmış. Bir gün bu iki kardeş odun toplamaya gitmişler. Yeterince odun topladıktan sonra , abla odun dengini küçük kardeşin sırtına yüklemiş ve yola koyulmuşlar. Biraz gidince yorulan ve beli ağrıyan küçük kız ablasına ;
     Belim çok ağrıdı abla, ne olur biraz da sen taşı diye seslenmiş.
Ablası kulak asmamış.Biraz daha gitmişler , küçük kız yine ablasına seslenmiş, ablası hiç oralı olmamış.Küçük kız sonunda dayanamamış:
- Abla abla , demiş. Senin gibi ablam olacağına olmaz olsun .Dağ olasın,taş olasın,uzun uzun kış olasın belimdeki ağrı adın, seller yağmurlar muradın olsun diye beddua etmiş.

Ablası durur mu ? O da vermiş veriştirmiş:
- Senin gibi kardeşim olacağına taş olsun saçların çayır, eteklerin bayır olsun.Başın dilin gibi sivri, yamacın boynun gibi eğri, adın da benim gibi ağrı olsun.
Derken bir gürültü kopmuş, bir toz bulutu kaplamış ortalığı.Biraz sonra ovada iki yüce dağ sivrilmiş.... Biri Küçük Ağrı, diğeri Büyük Ağrı. Böylece iki geçimsiz kardeşin ikisi di birer dağ olmuş.

     KARA DİKEN(Siyabent)
Derler ki, Süphan dağı’nın eteğine kurlmuş Patnos kentinde bir zamanlar bir koca ağa, bu ağanın Haco (Hacer) adında güzel mi güzel, bir kızı varmış. Hacer’in güzelliği dillerde... Her delikanlının gönlü onda; O nun gönlü ise çobanları sirbent te .
    Sirbent ile Hacer’in sevgisi yıllarca gizli kalır. Sevgi bu, günün birinde anlaşılır. Aşk söylentileri dilden kulağa çabuk ulaşır nedense. Derken koca ağa’nın da kulağına varır. Ağa kovar sirbent’i . Sirbent’e dağda mağaralar ev olur. Hacer’e çoban arkadaşları ile yollar haberleri. Patnos yöresinde bir de kara Ağa varmış. Ağaların üç evlenme yaşı vardır derler. 20,40 ve 60. Yaşlar .Kara ağa ikinci evlenme yaşında (40 imiş).
     Hacer’in güzelliğini duyan Kara Ağa dururmu? Varmış Koca Ağa’nın konağına. Diz çökmüş keçesine... İstemiş kızı.
     Babası vermiş Hacer’i Kara Ağa’ya. Haber kıza, ondan da Sirbent’e ulaşmış. Sirbent deliye dönmüş.Almış tüfeğini eline, çıkagelmiş eski ağasının kapısına. Köpekler tanırmış bu eski çobanı. Sessiz-sedasız girmiş Hacer’in odasına. El ele verir, Sirbent ile Hacer. Gecenin karanlığında ulaşırlar Suphan dağına.
    İki aşık Süphan’ın sarp kayalıklarında mutlu günlerini yaşarken, bir gün, üç geyik(*) sekerek gelip yakınlarında durur.Geyiklerden ikisi erkek, birisi dişidir. Erkek geyiklerden biri yaşlı, öteki genç görünümünde. Yaşlı geyik daha iri ve güçlü olduğu için, genç geyiği yaklaştırmazmış dişi geyiğe. sirbent yaşlı geyiği öldürmeye aht eder.
-Vuracağım onu. O da “Kara Ağa) olmuş sanki....
    Sirbent çeker tetiği, vurur yaşlı geyiği. Kesmeye uğraşırken,geyik çırpınır,bir boynuz darbesiyle sirbent’i kayalıklardan aşağı, uçuruma yuvarlar. Sirbent sırt üstü düşer. Bir ağaç dalı sırtını deelip göysünden çıkar. Sevgilisinin kanlar içinde cansız yatışına dayanamaz Hacer,kendini atıverir. Bir ağaç dalı da bunun göysünden batıp sırtından çıkar.Ölümde birleşirler.
    Kara ağa iz süre süre bulur mağarayı.Vaaarır uçurum kenarına. Bir haftalık sözlüsü ile onu kaçıran aşığının yanyana yatışlarını uzun uzun seyreder.Nişan alır Sirbent’i ateş edeceği sırada gözleri kararır,yuvarlaanır,uçurumun kayalarına çarpa çarpa Hacer ile Sirbent’in arasına düşer.
    Kara ağa’nın adamları, süphan dağının vadisinde üç mezar kazarlar.Sirbent ile Hacer’ein arasına Kara Ağa’yı gömerler...
O günden beri, her yılın baharında Hacer’in mezarında kırmızı gül,Sirbent’in mezarında ise beyaz gül açar.Güller eğilip biribirlerine kavuşacakları sırada Kara Ağa’nın mezarında bir kara diken yükselir ayırır gülleri.
    Mayıs ayı gelince görülmeyen bir kuş öter “Sirbent uçurumu”nda. İnsan sesine yakın bir ötüş şöyle der gibi .
    “Siz siz olun, değmeyin
    İki taş arasına girin,
    İki gönül arasına girmeyin.”

DOĞAL GÜZELLİKLER

    Diyadin Kaplıcaları:
    Diyadin ilçe merkezinin 5 km. güneyinde bulunmaktadır. Diyadin Kaplıcaları, Yılanlı. Davud, Köprü kaplıcaları olmak üzere üç bölüme ayrılır. Akkoyunlu Beyi Uzun Hasan’ın oğlu Ziyaeddin Bey, binlerce seneden beri kullanıla gelen bu kaplıcaların civarında ilk tesisleri kurmuştur. Davut ve Köprü çermikleri, sularının özellikleri bakımından birbirlerine benzemektedir. Köprü çermiğinin tortuları Murat Nehri üzerinde tabii bir köprü meydana getirdiği için bu isim verilmiştir. Demir, kükürt, sülfat, kalsiyum ve bikarbonat bakımından zengin olan bu kaplıcalar romatizma, cilt hastalıkları ile nefrite iyi gelir. Suyun sıcaklığı 60-70 derecedir. Kaplıca kuruluşları, havuz, özel banyoları olan bir hamam ve bir de hidroloji bölümünden oluşmaktadır. Toplam 150 yataklı turistik otellerin yanı sıra, kamp çadırları da kullanılır. Çevresindeki Murat Nehri ve Kudret Köprüsü ile güzel bir manzara oluşturan Diyadin Kaplıcaları, yaz aylarının en çok rağbet gören yerleridir.

    Balık Gölü:
    Doğubeyazıt’ın Sinek Yaylasında bulunur. 2241mlik rakımı ile yurdumuzun en yüksekte oluşmuş gölüdür. Yüzölçümü 34 km karedir. Alabalık ve sazan balığı boldur. Taşlıçay’a 27km’dir. Sandalla gezilebilir alabalığı ile ünlü bir lav seti gölüdür. Gölün ağaçlıklı çevresi, yörenin dinlenme yeridir. Suyu tatlıdır. Gölün ortasında, üzerinde tarihsel kalıntılar bulunan 4 dekar genişliğinde küçük bir ada vardır.
    Meteor Çukuru:
    Doğubeyazıt’ın 35km doğusunda, İran sınırına 2km uzaklıkta, Gürbulak sınır kapısı ile Sarı Çavuş (Gülveren) Köyü arasındadır. Alaska’dakin den sonra dünyanın en geniş göktaşı çukurudur. Meteor çukuru, 1913’te düşen bir göktaşı sonucunda oluşmuştur. Genişliği 35m, derinliği 60m’dir. Toprağa gömülü göktaşının üzeri bir toprak tabakasıyla örtülüdür.

    Buz Mağarası:
    Küçük Ağrı Dağının güney eteğinde, Hallaç Köyü’ne 3km uzaklıkta bulunmaktadır. Doğal bir anıt durumundaki mağara; 8m derinliğinde 100m uzunluğunda ve 50m genişliğinde elips biçimli bir yapıdadır.
Mağara içinde bazalt lavlar, kayalar ve bir kaktüs büyüklüğünden insan büyüklüğüne varan bir çok buzdan dikitler yer almaktadır. Bu buz dikitler ışıkta renk renk yanar döner bir görünüm almaktadır. Mağara kış aylarında sıcak, yaz aylarında ise; bir buzdolabı kadar soğuktur. Mağara ağzından sürekli sıcak ve soğuk hava akımları eser.

    Dambat Kaplıcası:
    Ağrı’ya 5km uzaklıktaki Yolluyazı (Dambat) Köyü’nde, Murat Irmağı kıyısında bulunmaktadır. Deri ve romatizma hastalıklarına iyi gelmektedir.
    Nuh’un Gemisi’nin izi:
    Türkiye-İran transit yoluna 3,5km uzaklıkta bulunan ve Ağrı Dağı’nın güneyinde Telçeker ile Meşar Köyleri arasında doğal bir anıttır. Bu anıt gemiye benzer siluet şeklindedir. Kültür ve Turizm Bakanlığı, gemi kütlesinin korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı özeliğiyle 3657 sayılı kararı ile 1987’de burayı doğal sit alanı ve açık hava müzesi olarak koruma altına almıştır. Geminin kalıntısını Kuşbakışı olarak görülecek bir yere turistik niteliklere sahip bir kafeterya yapılmıştır.

FOLKLORİK DEĞERLER

1- GİYİM
a)Erkek Giyimi:

    Erkek giyimleri moda ve klasik giyime uygundur. Köyde çalışma zamanları ve sıcak günler hariç her erkek ceket ve pantolonla dolaşır. Orta yaştaki erkekler ve yaşlılar altta uzun don (tuman) ve fanila giyerler.Soğuk günlerde buna birde pijama eklenir. Pantolon ,işlik, gömlek ve kazak bunların üstüne geçirilir. Gömleğin üzerine ceket giyilmez arada mutlaka yelek veya kazak vardır. Baştaki şapka bütün giyecekleri tamamlar. Yaşlılar şapka yerine fes yada papak giymeyi tercih ederler. Erkekler mutlaka bıyık bırakırlar.
     Sonbahar ve kış mevsimlerinde yün ve tiftikten örülmüş papak, çorap, eldiven ve kazak giyenler çok olur. En üste palto giyilir. Tiftik atkı,pazubent, pamayıl,tütünlük (tabaka),tiftik veya yün eldiven ile tesbih erkek aksesuarlarıdır.

    b) Kadın Giyimi:
    Kadınların köylerde giydikleri giysiler daha çok milli ve mahallidir. Entari bunların en önde gelenleridir.Kadın ve kızlar en alta can gömleği ve içe tuman giyerler.Üst üste entari giyme eski alışkanlıktan ve iklim şartlarından ileri gelmektedir. Entarilerin üzerine hırka veya kazak giyilir. İş zamanları öne peştamal, kola kolçak takılır. En üsteki entarinin kadife, ipek veya simli olmasına dikkat edilir.Gümüş, madeni ve öteki kemerler bunun üzerine bağlanır. Ayakta çorap ve diz kapağının altına kadar uzanan tuman vardır. Genç kız ve gelinler başlarına eşarp bağlar, orta yaştakiler leçek,yaşlı kadınlar beyaz bezle (cuna ) örter.Üzerini renkli yazma (heyrat) ile bağlarlar. Günlük ve özel giyimlerde bazı kadın ve kızlar başlarına kofi takar,boyunlarına altın asarlar, kadınlarda günlük süslenme pek olmaz.Süslenme genellikle düyünlerde, bayramlarda,şehire giderken ve özel günlerde olur. Kadınların ellerine ve saçlarına kına yakmaları kadın güzelliğini tamamlayan ögedir. Boyuna ve bileklere takılan mavi ve renk renk boncuklar süslenmek içindir. Şeve,sırğa, hızma, sürme, altın ve bilezik, mavi boncuk,yüzük küpe ve kına kadın süs ve takı aksesuarlarındandır.

2- GELENEKSEL EL SANATLARI 

    a) Halı ve Kilim Dokumacılığı:
    Ağrı’da kış şartlarının ağır geçmesi nedeniyle yüne dayalı dokumacılık genellikle bu aylarda el tezgahlarında geleneğe bağlı olarak devam eder.Kilimin halk arasındaki adı yemenidir. Kilim ve halı dokumacılığı Ağrı’daki el sanatlarının en önemlileridir.Halı,yastık,heybe,yün çorap ve kazak,tiftik eldiven,çorap ve papak ‘da yün ve öremeye dayalı el sanatlarındandır.
Hayvancılığın yaygın ve egemen olduğu ilde Morkaraman ırkı koyunların yünlerinden elde edilen iplik bir çok işlemden geçirildikten sonra ev tezgahlarında dokunacak duruma getirilir.En iyi iplikler bu Karaman cinsi koyunlardan elde edilmektedir.
Kurs ve halıcılık atölyeleri hariç Ağrı’da halı ve kilimler ekseri mengenesiz dik döner yer tezgahlarında dokunur.

    b) Yün Kazak ve Yün Çoraplar:
    Yerli ırk koyunların yününden örülen kazak ve çoraplar sanat değeri taşıyan bir özelliğe sahiptir. Bu kazaklar ve çoraplar tezgahlarda yapılmayıp elde yapıldıkları için oldukça sağlam ve güzel motiflerle süslüdür. Çorapların parmak uçlarında geleneksel halı ve kilim motifleri kullanılır.Diğer motifler örgü şekliyle ortaya çıkarılır. Yünden ayrıca eldiven ve papak’ta örülür. Bunların beyaz renkli olanları daha fazla tercih edilir.

    c)Tiftik Papak ve Tiftik Çoraplar:
    Keçilerden taranarak elde edilen tiftik özel işleyiş biçimleriyle giyim eşyası olarak değerlendirilir. Elde edilen tiftik yıkanıp temizlendikten sonra taranır. Teşi adı verilen eğirme aletiyle eğrilip iplik haline getirilir.Tiftik giyecekler el örgü şişleriyle örülür.Örüldükten sonra sıcak ekmek arasına baskıya bırakılarak yumuşatılır. Tiftik giyeceklerin kabartılıp saçaklandırılması bu yöntemle yapılır. Tiftikten kazak , atkı ve eldivende yapılır.Tiftik çoraplar dize kadar uzandığından dizleme de denilir.Dizlemenin üzerine değişik halı ve kilim motifler işlenir.

    d)Üzerlik veya Nazarlık:
    El sanatlarıyla ilgili olarak halkın üzerlik veya nazarlık olarak tabir ettiği üzerlik, üzerlik otu tanelerinin ipliklere dizilerek geometrik şekiller verilen bir süs eşyası olduğu gibi inanç bakımından da kültürel değerler taşımaktadır.Halk inanışına göre üzerlik muska ve mavi boncuktan sonra nazardan iyi
koruyan eşyadır. Üzerlik otu bulunmayan yerlerde arpa ve mısır taneleri boyanarak kuşburnu kızardıktan
sonra toplanıp yapılır.Üzerine nazar boncuğu takılır.Özellikle Doğubayazıt’ta yetişen ve burada yapılan üzerlik köy odalarındaki duvarların başlıca süsüdür.

    e) Buğday ve Çavdar Sapından Yapılan Eşyalar:
    olgun hale gelmiş buğday sapları başaklarından temizlenerek ıslatılıp yumuşatılarak örmeye elverişli hale getirilir. Ağrılı kadın ve kızlar bunlardan çanta, sepet, çay tepsileri ve çocuk şapkaları yapmaktadırlar.Ayrıca bunlar güzel renkler boyanıp motiflerle süslendiği zaman turistlerin ilgisini çekmektedir.

    f) Keçe Yapımı:
    Keçecilik Ağrı’da hayvancılığa bağlı olarak gelişmiş diğer bir el sanatı koludur.Genellikle kuzu yününden yapılan keçeler,yünün hallaç taraklarından geçirilmesinden sonra özel yöntem ve tekniklerle sıkıştırılmasıyla elde edilir.Keçelerin üzerine renkli yünlerden desen yapılır. Keçeler kırsal kesimde yaşayan ve hayvancılıkla uğraşan Ağrı halkının kullandığı bir yazgıdır.Köylüler kendi koyun ve kuzularından ürettikleri yünleri keçecilere götürerek ihtiyaçları olan keçeleri yaptırırlar. Keçeler sıcak tutması yönüyle bilhassa yaylalarda hayvancılıkla uğraşan halk için halı ve kilimden daha fazla bir önem taşır.Keçeden yazgı çoban başlığı, çoban kepeneği gibi eşyalar yapılır.Önemli bir ihtiyaç maddesi durumunda olan keçe ve keçecilik bölgede ticari bir meslek ve unsurdur.

    3- HALK MÜZİĞİ
    Ağrıda Halk müziği geleneksel kültürün önemli bir parçasıdır. Halk müziği oyunlara paralel olarak gelişmektedir. Halk müziği denince düğün türküleri ve halk oyunları akla gelir.Kullanılan belli başlı halk müziği araçları Davul,zurna,kaval, tef, tulum, gayda, düdük ve bağlama’dır. Türküler konusunda en çok emeği geçen ve derleme yapan sanatçılar,başta İsmet ÖZTÜRK ve İsmet KOÇKAR olmak üzere Talat BAYDAR, Şinasi HATUNOĞLU,Burhan ÇAÇAN ve Ali Haydar GÜL’dür.
Ağrı Türkülerinin en yaygın olanları şunlardır.
    Ağrı Dağından uçtum
    Ağrı Dağı buzludur
    Ağrı Dağının tipisine
    Oy Eleşkirt
    Konma Bülbül Konma
    Eleşkirt’in Önü Ova
    Murat Neden Bulanık akar
    Küpkıran Ovaları

GELENEKSEL OYUNLAR:

    Ağrı Sallaması:
    Köy düğünlerinde en fazla oynanan oyundur. Oyuna davul-zurna eşlik eder. Figürleri basit olduğundan herkes tarafından kolaylıkla oynanır. Oyunun süresi belli değildir.
    Basso (Besra):
    Davul ve zurna ile oynanır. Bu oyunun kaynağının Besra adlı güzel bir kızın yeteneklerini öven hareketler olduğu sanılmaktadır. Kız erkek birlikte en az 4 kişiyle oynanır.
    Laççi:
    Ağır ve hızlı olmak üzere iki bölümden oluşan ve 6 kişiyle oynanan bir kız halayıdır. Oyundaki figürlerin ceylanı canlandırdığı söylenir. Oyuna davul-zurna eşlik eder.
    Zeyno:
    Davul-zurna eşliğinde, en az 6 kişiyle oynanan orta hızda bir kız oyunudur. Geçmişi XlX.yy’a dayanmaktadır.
    Çep:
    6 kişiyle davul-zurna eşliğinde oynanan ağırlama niteliğinde bir kız halayıdır. Taşlıçay, Diyadin ve Doğubeyazıt yörelerinde oynanır.

     Koffi:
    6 kişiyle davul-zurna eşliğinde oynanan orta hızda bir kız oyunudur.
    Sarma:
Tutak ve Patnos yöresinde an az 6 kişiyle, davul-zurna eşliğinde oynanan bir kız halayıdır.
    Hessike:
    Tulum ve davul-zurna eşliğinde kadın ve erkeklerin birlikte oynadığı bu oyun, ağırlama ve hoplatma bölümlerinden oluşmuştur.

                                                                    

    Çimen-i Çiçek:
    Ağırlama ve hoplatma bölümlerinden oluşan, en az 6 kızın oynadığı sözlü bir oyundur. Çalgı olarak davul-zurna, bazen de akerdeon kullanılır.

    Meyriko:
    Kadınların oynadığı bir oyundur. Baştaki oyuncu, müzik eşliğinde tek başına bazı figürler yapar, öbür oyuncular da el çırparak onu coştururlar. Daha sonra toplu olarak oyuna geçilir.

     Çoban Eli:
    İki kişinin elde sopalarla oynadığı bu oyun ağırlama ve hoplatma bölümlerinden oluşur. Oyuncular sopaları kılıç gibi kullanırlar. Bu oyun Doğubeyazıt, Cumaçay ve Diyadin yöresinde oynanır.
    Ömer Ağa:
    Davul-zurna eşliğinde 6 erkeğin oynadığı bir oyundur. Yeldirme ve hoplatma bölümlerinden oluşur. Zedikan, Eleşkirt, Toprakkale ve Kösedağ da oynanır.
    Ağrı Gülüm:
    Altı erkeğin oynadığı hızlı bir oyundur. Oyuna davul-zurna, bazen de klarnet eşlik eder. Doğubeyazıt, Diyadin ve Aladağ yörelerinde yaygındır.
Bunların dışında, Tıllara, Dümme, Gelin Gel Bara, Nuray, Köylü Kızı, Hene, Nare, Daldala ve Lurke gibi halaylar vardır.
    Serhat Barı:
    Erkeklerin oynadığı bir bardır. Oyuncular birbirlerine çok yakındırlar. Omuzlar bitişik, eller ya bele sarılmış ya da aşağıdan birleştirilmiştir. Tutak ve Hamur çevresinde yaygın olan ve davul-zurna eşliğinde oynanan bu oyunda yiğitlik ve mertlik figürleri yer alır.

    Koçaklama Barı:
    Ağır ağır başlayan ve hızı giderek artan bir erkek barıdır. Davul-zurna eşliğinde 6 kişiyle oynanır.
    Yüksel Barı:
    Altı kişiyle oynanan hızlı bir erkek barıdır.
    Sürgün Barı:
    Ağırdan hızlıya geçen ve çeşitli ayak figürleriyle belirgin olan bir erkek oyunudur. Doğubeyazıt ve Patnos yörelerinde oynanır

    Ata Barı:
    Altı kişiyle oynanan hızlı bir oyundur.
    
    Ülker Barı:
    Kadın barıdır. Altı kişiyle oynanır. Ağırlama ve yellenme bölümleri vardır.
    Ağrı ilindeki halk oyunları içinde köy orta oyunu niteliğindeki Köse Gelin Oyunu ayrı bir yer tutar. Anadolu seyirlik oyunlarına iyi bir örnek olan Köse Gelin Oyunu, kırsal kesimdeki toplumsal yaşamı renklendiren köy orta oyunlarının en yaygınıdır.

BAŞLICA ERKEK VE KADIN GİYSİLERİ

ERKEK GİYSİLERİ

1.Frenk gömleği
2.Yelek
3.Pantolon-Şalvar
4.Kaytan
5.Dizleme-Çorap
6.Çarık
7.Külah-Papak-Şapka
8.Köstek
9.Cepken
10.Kuşak

KADIN GİYSİLERİ

1.Entari
2.Yelek
3.Palaska
4.Önlük
5.Kolçak
6.Çorap
7.Kemerli Ayakkabı
8.Kefi-Hotoz-Eşarp
9.Şalvar
10.Cepken

    YÖRE MUTFAĞI:
    Abdigor Köftesi:

En tanınmış yemeği Abdigor Köftesi’dir. Doğubeyazıt’ta yaygın olan bu köfte, içli köfteye benzer. Etin dövülerek yumruk büyüklüğüne getirilmesi sonunda pişirilir.
    Goşteberg; Et:
    Tereyağı, soğan, salça ve aynı addaki ot harmanlanıp hayvan postuna doldurulur ve nemli toprağa gömüldükten sonra üzerinde ateş yakılarak pişirilir ki, buna buğulama da denir.

    Selekeli(Saç Kavurma):
    Taze oğlak veya kuzu etinin tereyağında kazırtıldıktan sonra üzerine sarmısaklı yoğurt dökülmesiyle hazırlanan ber et yemeği çeşididir,
    Haşıl;
    Çaşır otu, kabuğu alınmış buğday(çiğ den) suda kaynatılır. Kaynatılma süresince un ilave edilir. Pişirildikten sonra üzerine yağ veya pekmez dökülerek yenir.

    Toprağın ve iklimin sebze tarımına fazla elverişli olmaması yüzünden sebze üretimi yetersizdir. Onun için Ağrı mutfağında tahıl önemli bir yer tutar. Tahıla dayalı olarak yapılan yemeklerin başlıcaları şunlardır;

    Hengel, haşıl, erişte, kuymak, kete, bişi, erdek, hasude, bulgur pilavı, yalancı köfte, ekmek aşı,lalanga, ayran aşı, halise,çiriş ketesi, murtuğa ve ağızyakan ve deveci çorbası

    NÜFUS:
    2000 yılında yapılan nüfus sayımına göre Ağrı ilinin nüfusu -470796 dir. Bu nüfusun %44‘ü il ve ilçe merkezlerinde, %56 ‘sı kırsal alanlarda yaşamaktadır.

    İlçeler Şehir Nüfusu Köy nüfusu:

    Toplam 211453 259343

    Merkez 67992 39263

    Doğubeyazıt 44014 45562

    Diyadin 10888 28071

    Hamur 4265 17530

    Tutak 5266 26571

    Patnos 64304 56800

    Taşlıçay 4630 15721

    Eleşkirt 10164 29825

    TOPLAM 211453 259343 = 470796

AĞRI’DA TURİZM POTANSİYELİ

    Bir çok uygarlığın izlerini bünyesinde barındıran Ağrı, tarihi ve kültürel değerlerin yanısıra bozulmamış doğal kokusu, yüksek dağları, yayları ile ülkemiz turizmi içerisinde kendine iyi bir yer edinmiştir. Dünyanın ikinci büyük dağı Ağrı Dağı, Nuh’un Gemisi, Selçuklu ve Osmanlı mimarisinin doğudaki abidesi, İshakpaşa Sarayı, Dünyanın alaska’dan sonra en büyük meteor çukuru, ile yüksek turizm potansiyeline sahip ilimizde 950 turistik belgeli olmak üzere 3000 yatak kapasitesi ile dünya turizmine ev sahipliği yapabilecek yapıya sahiptir.

    DAĞ TURİZMİ:

    Nuh’un gemisinin bulunduğu iddia edilen Ağrı Dağı 5137 metre zirvesi ile Türkiyede en büyük dağ konumundadır. Üstündeki eksik olmayan karı ile yabancı turistlerin ilgi odağı olmaya devam etmektedir. Ağrı Dağında Dağcılık ve yürüyüş sporları için ideal bir yerdir. 2000 yılında kısmen de olsa turizme açılan Ağrı Dağına yüzlerce yerli ve yabancı turist tırmanış gerçekleştirmiştir. 2002 yılında yöremiz herkese kapısını açmış bir Ağrı Dağının hayaliyle yaşamaktadır. Çünkü yabancı ülkelerden gelen taleplerin fazlalığı ülkemiz ve yöremiz turizmi açısından büyük önem arz etmektedir.

    KIŞ SPORLARI (KAYAK):
    Her yılın altı ayı karlar altında bulunan Ağrı iline 30km uzaklıktaki Eleşkirt’e bağlı bulunan Güneykaya Kayak tesisleri, Ağrı Valiliği tarafından yaptırılarak hizmete açılmıştır. Kayak turizmi için ideal bir yer olarak seçilen yer Doğuda Palandöken ile Sarıkamış kayak pistlerine alternatif olarak yapılmıştır.
Yılın yarısından fazla karlar altında bu piste yerli ve yabancı turistleri çekmek için iyi bir tanıtıma ihtiyaç vardır.

    GÜNEYKAYA KAYAK TESİSLERİ
    Güneykaya Kayak Tesisleri Ağrı’ya 36, Eleşkirt ilçesine 6km uzaklıkta olup, E 23 Karayolunun 500 metre yakınındadır. Kayak için en uygun kar yapısına sahiptir. Bu kayak pistine çığ ve sis olayı bulunmamaktadır. Kasım ayının ortalarından mart sonuna kadar kayak yapılabilmektedir. Slalom ve mukavemet için ayrı pistleri bulunmaktadır. Bu kayak pistine genelde kar kalınlığı 1.50 metre bazen 2-2.50 metreye kadar çıkabiliyor. Ayrıca kayakçılar ve turistler için zirvede restaurant bulunmaktadır. Çevre düzenlenmesi bulunmaktadır.

     KAYAK TESİSLERİNİN AKTİVİTELERİ

1- Otel 24 oda 44 yatak 4’ü suit : odalarda Tv Müzik yayını duş kabin 300 kişilik restoran Ayrıca otelin alt kısmında soyunma odaları, kondisyon salonu ve sauna mevcuttur.
2- Günübirlikçiler için tesis bulunmaktadır.
3- Telesiyeji son teknolojilerle donatılmış olan uzay tipidir. 50 adet koltuğun 10 tanesi kapalıdır.

    TERMAL TURİZM:
     Ağrı’ya bağlı Diyadin ilçesinin 5km güneyinde yer alan ve Murat Nehrinin kenarında bulunan, Yılanlı, Davut ve Köprü adıyla bilinen kaplıcalar bulunmaktadır. Yaz kış her zaman kaplıcaların romatizma ve deri hastalıklarına iyi geldiği söylenmektedir. Burayı bir çok yerli yabancı turist ziyaret etmektedir.
Termal turizmi açısından büyük önem taşıyan bu yerin etrafına çevre düzenlemelerinin yapılması gerekmektedir. Basitte olsa konaklama üniteleri mevcuttur. Ağrı Valiliğinin 2000 yılında faaliyete geçirdiği 3 yıldızlı termal otel buraya canlılık kazandırmıştır.

TURİSTİK TESİSLER

    TURİZM BELGELİ OTELLER
KAPASİTESİ ADRESİ TELEFONU

OTEL BÜYÜK AĞRI*** 52 Oda Erzurum cad.AĞRI 0472 215 48 61 -100 Yatak

OTEL METECAN** 24 Oda Nevzat Güngör cad.AĞRI 0472 216 38 54- 40 Yatak

OTEL Sİ-MER*** 125 Oda Transit Yol Tepebağ 0472 312 48 42 -250 Yatak Mevkii D.BAYAZIT

OTEL NUH*** 57 Oda Büyük Ağrı Dağı cad. 0472 312 72 32 -107 Yatak No:65 D.BAYAZIT

OTEL BÜYÜK DERYA*** 68 Oda Çiftepınar mah.Çarşı cad. 0472 312 75 31 -136 Yatak DOĞUBAYAZIT

 

BELEDİYE BELGELİ OTELLER

KAPASİTESİ ADRESİ TELEFONU

OTEL SALMAN 60 Oda Mevlana cad.AĞRI 0472 215 24 30 -120 Yatak

OTEL ACAR 60 Oda Erzurum cad.AĞRI 0472 215 11 30 -115 Yatak

OTEL AYDEMİR 22 Oda Nevcat Güngör cad. 0472 215 22 60 -55 Yatak AĞRI

OTEL KILIÇASLAN 43 Oda Medine Cad.AĞRI 0472 215 11 16 -73 Yatak

OTEL AKBULUT 48 Oda Yeni Van cad.AĞRI 0472 215 40 14 -100 Yatak

OTEL ORTADOĞU 40 Oda Ağrı Cad.No:125 0472 312 75 31 -95 Yatak D.BAYAZIT

OTEL ARARAT 40 Oda Belediye karşısı 0472 312 49 88 -88 Yatak D.BAYAZIT

OTEL TERMAL 45 Oda Ağrı Cad.üzeri 0472 511 33 81 -90 Yatak DİYADİN

OTEL KERVANSARAY 60 Oda Erzurum cad.-AĞRI 0472 218 0041 -100 Yatak

    LOKANTALAR

ADI : ADRESİ : TELEFONU:
Örnek Et Lokantası Yeni Van Caddesi 215 42 32
Mevlana Restaurant Erzurum Caddesi 215 45 44
Büyük Bursa Restaurant Mevlana Caddesi 215 12 57
Öz Emin Kebap Salonu Mevlana Caddesi 215 27 65
Yeni Seher Restaurant Cumhuriyet Caddesi 215 77 78
Deniz 93 Kebap Salonu Cumhuriyet Caddesi 215 73 94
Emin Kebap Salonu Cumhuriyet Caddesi 215 28 29
Şahinoğulları Kebap Salonu Cumhuriyet Caddesi 216 09 58
Mangal Kebap Salonu P.T.T. Caddesi 215 42 28
Şölen Kebap Salonu Medine Caddesi 215 39 04
Sultan Sofrası Kağızman Caddesi
Urfa Sofrası Erzurum Caddesi 215 70 04

 

    TAKSİ DURAKLARI

ADI ADRESİ TELEFONU

KENT TAKSİ Kağızman caddesi 0 472 215 9790
ŞEHİR TAKSİ Kağızman caddesi 0 472 216 2050
AS TAKSİ Hanibaba caddesi 0 472 215 2030
ÖZLEM TAKSİ Vali Konağı caddesi 0 472 215 22 25
HASTANE TAKSİ Hastane caddesi 0 472 215 54 97
SHOW TAKSİ Şahin cad. 0 472 215 39 41
PINAR TAKSİ Belediye caddesi 0 472 215 23 45
OĞUZ TAKSİ Yeni Van caddesi 0 472 215 92 20
ORKİDE TAKSİ Erzurum caddesi 0 472 215 55 32
ACAR TAKSİ Erzurum cad 0 472 215 44 12
BURAK TAKSİ Fevzi Çakmak caddesi 0 472 215 22 35
ÇİÇEK TAKSİ Doğubayazıt caddesi 0 472 215 84 80
İNAN TAKSİ Yeni Van cad. 0 472 215 48 08

     SANAYİ – TİCARET
    İlin endüstri ürünleri ve sanayi malları ihtiyacı genellikle uzak illerden sağlktadır. Sanayii Türkiye’nin ekonomik gücüne katkıda buluncak ve büyük ölçüde etki edecek derecede değildir. Ağrı’nın toprak ürünleri bakımından da milli ekonomiye katkısı azdır. Yapılan sanayi kuruluşları halkın başlıca geçim kaynağı olan hayvancılığa yöneliktir. Hayvansal hammaddelerin bir kısmı bu endüstri kollarında işlenir.
Ticaretin merkezi Karaköse’dir. İran sınırında bulunması ve Gürbulak sınır kapısı sebebiyle Doğubayazıt’ta ticaret daha gelişmiştir. İlçe merkezleri aynı zamanda ticaret merkezleridir. Köylerdeki ticaret; canlı hayvan, hayvan ve ziraat ürünleri ile çerçi ve satıcıların pazarladığı ihtiyaç mallarına aittir.

    Ağrı Şeker Fabrikası
    1976’da temeli atılan fabrika 1984’te hizmete girmiştir. Ağrı Şeker Fabrikası Cumhuriyet döneminde Ağrı’da yapılan en büyük fabrikadır. Bu fabrika il ekonomisine, işçi istihdamına ve hayvancılığa büyük katkı sağlamıştır.

     Doğubayazıt Yem Fabrikası
    Yem Sanayii Genel Müdürlüğü’nce 1978’de kurulmuştur. Bölge hayvancılığının geliştirilmesi, hayvansal protein ihtiyacını yeterli seviyeye eriştirmek amacıyla koyun, sığır ve tavuk yemi üretmektedir. Yıllık kapasitesi 16.000 tondur. 1997 yılında toplam 3625 ton yem üretilmiştir.

    HAYVANCILIK
     Ağrı Ülkemizin önemli bir hayvancılık merkezi durumundadır.İl’deki en önemli geçim kaynağı hayvancılık olup,ekonominin temeli hayvan ve hayvan ürünlerinin satışına dayanır.İl’in coğrafi yapısı itibariyle geniş yayla ve meraların bulunması ve toprağın tarıma fazla elverişli olmaması nedeniyle hayvancılık büyük oranda yaygınlaşmıştır.
    Koyun başta olmak üzere büyük ve küçük baş hayvan yetiştiriciliği ile süt ve süt ürünleri, Ağrı ilinin başlıca gelir kaynaklarını oluşturmaktadır.Dağlarda yabani keçi, boz ve beyaz ayı, sansar,tilki kurt ve tavşan bulunur. Ayrıca Ağrı Dağı’nda derisi kıymetli Engerek yılanı ile İlde özellikle sazlıklar ve göl kıyılarında yabanördeği, yabankazı, turna ve keklik gibi av kuşları bulunmaktadır.
İl’de hayvan ve hayvan ürünlerini değerlendirmek amacıyla Et Kombinası ve Süt Fabrikası kurulmuştur. Doğubayazıt Yem Fabrikası ve Ağrı Şeker Fabrikası’da hayvancılığa büyük katkısı olan sanayi kuruluşlarıdır.
Ağrı’nın yurt ekonomisine en büyük katkısı canlı hayvan ihracatı ve hayvansal ürünlerdir.Hayvan ürünlerinden: Süt,Yoğurt,peynir,lor,yağ ve et olarak faydalanıldığı gibi deri ve yününden de önemli derecede faydalanılır.Yünden yatak yapılır. Eldiven,çorap,başlık,keçe,kilim halı gibi kullanma ve sergi eşyaları örülür.Hayvanların gübresi kurutularak tezek adı verilen yakacak olarak kullanılır.
     İl’de görülen göçebe hayat hayvancılığın bir sonucudur.Haziran ayı gelince göçebe halk Ağrı dağı, Süphan dağı ve tendürek dağı eteklerine ve Aladağ, Sinek, Mergezer, Mergemir,Kılıç ve Katavin yaylalarına akın ederler.Buralar hayvan sürüleri ile şenlenir.
İl genelinde 2000 yılı itibariyle 1.845.890 adet küçükbaş hayvan, 286.908 adet sığır, 1985 adet manda, 13.779 adet Tek tırnaklı(At,Katır,Eşek)hayvan bulunmaktadır.

    ULAŞIM:
     Ağrı tarih boyunca doğu ile batı arasında bir köprü olmuştur. Asya’dan Avrupa’ya, Anadolu’ya ve Orta Doğu’ya yapılan göçler, akınlar Ağrı ve çevresi üzerindeki yollardan yapılmıştır.
Hindistan, Çin, Afganistan, Orta Asya ve İran’ın ipekli kumaşları, baharatları ve diğer malları yüzyıllarca Doğubayazıt üzerinden Anadolu ve Avrupa’ya taşınmıştır. Ulaşım ve taşımacılık, günümüzde petrol, sanayi ürünleri, gıda, hammadde vb olarak devam etmektedir.
    Ağrı, E-80 karayoluyla direkt Erzurum ve İran’a, bu yoldan kuzey ve güneye ayrılan yollarla da çevre illere bağlanır. Karayolu İl’de ileri durumdadır. Bundan dolayı transit taşımacılığı ile nakliyatçılık Ağrı’da gelişmiştir.

    AĞRI HAVAALANI
    8 Ocak 1997’de hizmete açılan Havaalanından THY uçakları haftada 3 sefer olmak üzere Salı ,Cuma ve Pazar günleri saat 12.30’da Ağrı – Ankara seferleri yapılmaktadır.
    KARAYOLU ULAŞIMI
    Kara yoluyla çevre ile ve ilçelerden Ağrı’ya ve Ağrı’dan çevre il ve ilçelere düzenli karayolu ulaşımı olduğu gibi, büyük şehirlere de her gün karşılıklı otobüs seferleri vardır.
    
Firma Adı: Telefon :
Ağrı Ararat - 0472 2164960 – 2164961
Ağrı Cesur - “ 2151154 – 2151554
Ağrı Tur - “ 2151136
Öz Diyarbakır Tur. “ 2152858
Patnos İtimat “ 2150509
Patnos Tur “ 2160940
Sema Turizm “ 2152967
Van Erciş İtimat “ 2152882
Van Gölü Tur. “ 2151563

İLÇELER:

    DİYADİN:

    Merkez İlçe’nin doğusunda, Erzurum-İran yolunun 59. kilometresinde 7 km’lik bir yolla bu yola bağlanmaktadır. 2000 yılı nüfus sayımına göre İlçenin şehir nüfusu 10.888, köy nüfusu 28.071, köylerle birlikte toplam nüfusu 38.959, yüzölçümü 1.274 km2, nüfus yoğunluğu ise km2 başına 30 kişidir.
Murat Irmağı kıyısında yer alan ilçenin temel ekonomik etkinliği hayvancılık ve tarımdır. İlçenin en önemli ticaretini de hayvan ürünleri ve tahıl meydana getirmektedir. Diyadin’de evlerin hemen hepsi tek katlı ve taştandır. Kerpiç evlere rastlanmamaktadır. Evlerin büyük bir bölümü bahçesizdir.
    DOĞUBAYAZIT :
    Doğubayazıt ilçesi Anadolu’nun doğusunda 43.5 – 41.5 boylam, 35.5 – 40.0 enlem daireleri arasında, Trabzon-İran transit şose yolu üzerinde eskilerin istasyon dediği Sarıova denilen yerde kurulmuştur.
Doğubayazıt, Merkez ilçenin 93 km doğusunda, Erzurum-İran yolu üzerindedir. İlçe toprakları genellikle engebeli ve yüksektir. İlçe merkezi düzlükte kurulmuştur. 2000 nüfus sayımına göre İlçenin şehir nüfusu 44.014, köy nüfusu 45.562, köyleriyle birlikte toplam nüfusu 89.576 kişi, yüzölçümü 2.383 km2, nüfus yoğunluğu ise km2 başına 37 kişidir.
    Eski Doğubayazıt, bugünkü ilçenin 6 km doğusunda, yüksek ve sert bir alandaydı. Ulaşım zorluklarına ve gelişmeye elverişli alan sıkıntısı yüzünden, 1938’de Doğubayazıt adı altında Sarıova bölgesine nakledilmiştir. Ekilen alanlar çok sınırlıdır. Halkın temel geçim kaynağı hayvancılıktır. İlçenin çok eskilere dayanan bir tarihi vardır.
    Doğubayazıt Belediyesi 1876 yılında Bayazıt Sancağı Belediyesi olarak kurulmuştur. Kentin imar planı 1980’lerin başında onaylanmaya başlamıştır. Doğubayazıt, doğusunda İran, batısında Taşlıçay ve Diyadin ilçeleri, kuzeyinde Ağru Dağı, Iğdır ve güneyinde Muradiye ilçesi ile çevrilidir.
     İlçe diğer ilçelere göre daha iyi sosyal imkanlara sahip ve gelişmeye müsait görünmektedir.
Yılın her mevsiminde ilçenin yolları açık, çevre il ve ilçelere bağlantısı fazla ve ulaşım imkanları kolaydır.

    ELEŞKİRT
    Merkez ilçenin 34 km batısında Erzurum-İran transit yolu üzerindedir. 2000 yılı nüfus sayımına göre şehir nüfusu 10.164, köy nüfusu 29.825, köylerle birlikte toplam nüfusu 39.989 kişi, yüzölçümü 1.559 km2, nüfus yoğunluğu ise km2 başına 25 kişidir.
İlçe merkezi önceden Toprakkale köyü iken, daha sonra 1687 yılında bu günkü yerine taşındı.Eleşkirt Yavuz Sultan Selim zamanında 1514 tekrar Osmanlı Devletinin hakimiyetine girdi.Osmanlı İdaresi altında bulunduğu süre içinde çoğunlukla Erzurum,bazen de Van Eyaletine bağlı Doğubayazıt Sancağının Ocağı olarak idare edildi.
İ-lçenin temel ekonomik etkinliği, tahıl tarımı ve hayvancılıktır. Buğday, arpa, çavdar önemli tarım ürünleridir. Bununla birlikte arıcılık ta gelişmiştir

    HAMUR
    Hamur ilçesi, merkez ilçenin güneyinde ve il merkezinden 15 km uzaklıktadır. 2000 nüfus sayımına göre şehir nüfusu 4.265, köy nüfusu 17.530, köylerle birlikte toplam nüfusu 21.795, yüzölçümü 898 km2 ve nüfus yoğunluğu ise km2 başına 24 kişidir. İlçe nüfusunun büyük çoğunluğu kırsal alanlarda yerleşmiştir. İlçe ekonomisinde hayvancılık ön plan gelmektedir. Hamur Belediyesi 1958’de kurulmuştur. İmar Planı 1968’de yapılmıştır.
İlçenin doğusunda Taşlıçay, batısında Tutak, kuzeyinde merkez ilçe, güneyinde ise Patnos bulunmaktadır.
     Hamur’a bağlu 45 köy vardır. Köyler çoğunlukla ilçenin güney bölgesinde engebeli araziler üzerinde kurulmuştur. İlçenin güneyinde Aladağlar sıra halinde uzanmakta, batısından ise Murat Nehri geçmektedir.
     Selçuklulardan kalma Havaran Kalesi ve Mahmutpaşa Kümbeti ilçenin başlıca tarihi eserleridir.
Hamur, yaz mevsiminde önemli tabii güzellikler arzetmekte ve bir mesire yeri olmaktadır. İlçe merkezinde bir sağlık ocağı bulunmakta, evler ise genellikle taştan ve tek katlıdır. İl merkezine yakın olmasına rağmen ilçenin gelişmesi çok yavaş olmakta, Ağrı-Van yolu üzerinde bulunması sebebiyle ulaşımı çok kolay olmaktadır.

     PATNOS
    Merkez ilçenin 82 km güneyinde, Ağrı-Van yolu üzerinde bulunan Patnos ilçesinin, 2000 yılı nüfus sayımına göre şehir nüfusu 64.304, köy nüfusu 56.800, köylerle birlikte toplam nüfusu 121104’tür. Alanı 1.421 km2, nüfus yoğunluğu ise km2 başına 85 kişidir.
    İlçe, Murat Irmağının kollarında Bedişan Deresinin suladığı ovada kurulmuştur. İlçede ekonomik hayatın ağırlığı, tahıl tarımı ve hayvancılık üzerindedir.
    Topraklarının verimli olması, çevredeki kırsal bölgelerden ilçeye göçleri kolaylaştırmıştır. Patnos’ta toplam nüfusun üçte biri ilçe merkezinde yaşamaktadır.
    Ağrı-Van yolu ilçenin tam ortasından geçmekte ve ilçenin ana caddesi olmaktadır. İlçe merkezindeki tüm hareketlilik bu cadde üzerinde toplanmıştır.
    İlçedeki başlıca ticaret mallarını, hayvansal ürünler, tahıl, bakliyat ve çeşitli sebzeler meydana getirmektedir. İlçedeki Askeri birliklerin varlığı ticari hayata canlılık kazandırmaktadır.
    İlçe merkezi ve çevresi Turizm bakımından görülmeye değer, Süphan dağı üzerindeki krater gölü, ilçenin kuzeyindeki Anzavurtepe üzerinde kazısı yapılan sur içindeki mabet, ilçenin 4 km güneyindeki Giriktepe üzerinde bulunan Urartu Krallarından İspuni ve oğlu Menua’nın müşterek idare devirlerine ait olduğu anlaşılan (M.Ö. 815-906 tarihlerine ait) tapınak ve saray kalıntıları vardır.
    İlçedeki evler yörenin geleneksel mimari özelliklerini taşımaktadır. Evler genellikle tek katlı, kerpiç ve düz damlıdır. Patnos’un 4 mahallesi vardır. Çay, Cami, Yenimahalle ve Alpaslan. İlçe belediyesi 1938’de kurulmuş ve ilk imar planı 1957’de yapılmıştır. İlçe için yeni imar planı 1981 yılında yapılmaya başlanmıştır.
İlçenin Dedeli, Doğansu, Sarısu bucakları ile 83 köyü vardır.
    Deniz seviyesinden 1.650 metre yükseklikte olan ilçe, doğuda Erciş, batıda Malazgirt, güneyde Adilcevaz, kuzeyde ise Hamur ve Tutak ilçeleriyle çevrilidir.

    TAŞLIÇAY
    Taşlıçay ilçesi Ağrı’ya 32 km uzaklıkta, Erzurum-İran transit yolunun üzerindedir. 2000 yılı nüfus sayımına göre şehir nüfusu 4.630, köy nüfusu 15.721, köylerle birlikte toplam nüfusu 20.351’dir.Yüzölçümü 798 km2, nüfus yoğunluğu ise km2 başına 25 kişidir.
    Murat Irmağının suladığı bir düzlükte kurulmuş olan ilçenin en önemli ekonomik etkinliği ve halkın geçim kaynağı tarım ile hayvancılıktır.
    İlçe doğudan Diyadin, batıdan Hamur ve merkez ilçe, kuzeyden Kars ile, güneyden Erciş ile çevrilidir.
Taşlıçay’ın güneyinde Aladağ silsilesi uzanır ve bu da Tendürek dağına ulaşır. Kuzeyinde Aras sıradağları uzanarak Ağrı dağı ile birleşir. İlçenin doğusu ve batısı engebelidir. Murat Irmağı ilçenin güneyinden geçer. İlçenin kuzeydoğusundan Büyük Çay geçer ve Murat Irmağı ile birleşir.
    İlçe, söğüt, akçaağaç, akasya ve kavak ağaçlarıyla ağaçlandırılmıştır. Taşlıçay’da yaz aylarında halkın büyük bir kısmı yaylalara çıkar. Yaylalar bu mevsimlerde görülmeye değer özellikler arzeder.
    Taşlıçay diğer ilçelerimizden farklı olarak daha iyi imkanlara sahiptir. İlçede hastane ve sağlık ocağı bulunmakta, diğer sosyal hizmetler ve imkanlar açısından da ilçe kendine yetecek durumdadır. Esenköyde bulunan mandıra sütün değerlendirilmesinde ve peynir haline getirilmesinde önemli faydalar sağlamaktadır.
Kumlubucak köyündeki sulama tesisleri sayesinde tarımda büyük ölçüde üretim artışı elde edilmektedir.

     TUTAK
    İlçe Ağrı’ya 43 km uzaklıkta, Ağrı-Van karayolu üzerinde kurulmuştur.2000 yılı nüfus sayımına göre şehir nüfusu 5.266, köy nüfusu 26.571, köylerle birlikte toplam nüfusu 31.837 olan ilçenin alanı 1.562 km2 ve nüfus yoğunluğu ise km2 başına 20 kişidir.
    İlçe merkezindeki evlerin çoğunluğu taştan yığma duvarlı ve düz toprak damlıdır. İlçenin Murat, Cami ve Pınar Mahallesi adında üç mahallesi vardır.
    İlçe Murat Irmağının kıyısında kuzeye doğru eğimli düz bir alanda kurulmuştur. Tüm ilde olduğu gibi, Tutak’ta halkın geçimi tarıma ve hayvancılığa dayanmaktadır.
    Tutak belediyesi 1928’de kurulmuş, imar planı ise 1959’da yapılmıştır. İlçe için 1980’den sonra yeni imar planı başlatılmıştır.
    Patnos’a 39 km uzaklıkta bulunan ilçenin ulaşımı yılın her mevsiminde kesintisiz sağlanmaktadır.
    Tutak doğudan Hamur, batıdan Erzurum ve Muş, kuzeyden Eleşkirt, güneyden Patnos ile çevrilidir.

AĞRI İLİNİN BAZI İLLERE UZAKLIĞI

Ağrı – Ardahan 310 km
Ağrı – Iğdır 142 km
Ağrı – Bitlis 243 km
Ağrı – Erzurum 180 km
Ağrı – Kars 221 km
Ağrı – Muş 254 km
Ağrı – Van 230 km
Ağrı – Ankara 1.065 km
Ağrı – Edirne 641 km
Ağrı – İstanbul 1.414 km
Ağrı – İzmir 1.647 km
Ağrı – Malatya 606 km
Ağrı – Antalya 1.531 km
Ağrı – Bursa 1.424 km
Ağrı – Trabzon 485 km

 

iLÇELERE UZAKLIKLAR

      Ağrı – Doğubayazıt 95 km

Ağrı – Diyadin 60 km

Ağrı – Taşlıçay 32 km

Ağrı – Eleşkirt 35 km

Ağrı – Hamur 12 km

Ağrı – Tutak 42 km

Ağrı – Patnos 78 km

 



LÜZUMLU TELEFONLAR

AĞRI VALİLİĞİ 0 472 215 10 01
BELEDİYE BAŞKANLIĞI 0 472 215 10 23
İL KÜLTÜR VE TURİZM MÜDÜRLÜĞÜ
0 472 215 37 30
EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ 0 472 215 23 56
POLİS İMDAT
155
JANDARMA İMDAT 156
İL ÖZEL İDARE MÜDÜRLÜĞÜ
0 472 215 17 90
MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRLÜĞÜ 0 472 215 52 15
SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ
0 472 215 01 26
DEVLET HASTANESİ 0 472 215 10 56
İL JANDARMA KOM.
0 472 215 10 07
AĞRI EĞİTİM FAK.
0 472 215 92 48
PTT 0 472 215 55 55
İL HALK KÜTÜPHANESİ MÜD. 0 472 215 13 33
GÜRBULAK TURİZM DANIŞMA MÜD. 0 472321 21 09
DOĞUBAYAZIT İLÇE HALK KÜT.MEM. 0 472 312 60 33
HAMUR İLÇE HALK KÜTÜPHANESİ MÜD 0 472 451 21 09
PATNOS İLÇE HALK KÜTÜHNASE MÜD. 0 472 616 13 88
ELEŞKİRT İLÇE HALK KÜT. MEM 0 472 711 42 04

TUTAK İLÇE HALK KÜTÜPHANESİ MEM.

0 472 411 34 37









İÇİNDEKİLER

İLİN KISA TARİHÇESİ
İLİN COĞRAFİ KONUMU
TARİHİ VE KÜLTÜREL ESERLER
EFSANELER
DOĞAL GÜZELLİKLER
FOLKLORİK DEĞERLER
GELENEKSEL EL SANATLARI
HALK MÜZİĞİ
GELENEKSEL OYUNLAR
YÖRE MUTFAĞI
NÜFUS
AĞRI’DA TURİZM POTANSİYELİ
SANAYİ TİCARET VE HAYVANCILIK
ULAŞIM
İLÇELER
LÜZUMLU TELEFONLAR